Disleksi bir diğer adıyla özel öğrenme güçlüğü, çocukluk çağından başlayarak devam eden ve bireyin tüm yaşamını etkileyebilen nörogelişimsel bir öğrenme farklılığıdır. Çoğu zaman disleksi bir zekâ sorunu, tembellik veya ilgisizlikle ile ilişkilendirilse de disleksi düşük bir zekâ göstergesi değildir.
Bu yazıda disleksinin ne olduğunu, ne olmadığını ve
disleksiyle yaşamanın etkilerini ele alacağız. Hadi gelin biraz inceleyelim.
Disleksi olan bir bireyin temelde beyni “normal” insanlara
göre çok daha farklı çalışır. Bu farklıklar okuma-yazma, konuşma, harf ve
seslerin eşleştirilememesi gibi belirtilerle görülebilir. Burada temel nokta
disleksi bireyler çoğunlukla normal veya üstü zekaya sahiptirler. Dislekside
beynin dili işleme biçimi biraz daha farklı çalışır bu durum bireyin öğrenme
biçimini de yakından etkiler. Bu bireylerde görülen bazı temel belirtiler şu şekildedir;
Bu belirtiler yaşa göre değişkenlik gösterdiği gibi erken dönem fark edilmesi de birey için büyük bir önem taşır. Disleksi olan bireylerden genelde “Anlıyorum ama yazıya dökemiyorum” “Çok çalışıyorum ama karşılığını alamıyorum” “Sözlüde iyiyim, yazılıda yapamıyorum” gibi cümleler duymamız da mümkündür. Peki disleksi neden olur? Genetik yatkınlık birincil risk faktörüdür bunun yanında beyin işlev farklılıkları ve nörogelişimsel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Disleksi; ebeveyn tutumu, öğretmen hatası veya çocuğun yeterince çalışmaması nedeniyle ortaya çıkmaz.
Disleksiyle ilgili yaygın bazı yanlış inanışlar vardır; disleksi sanılanın aksine tembellik, zekâ geriliği, görme veya işitme problemi değildir,
Disleksi bir hastalık da değildir. Farklı öğrenme organizasyonudur. Bu durum kendiliğinden geçmez doğru yöntemlerle birey hayata uyum sağlayarak yaşamını sürdürür. Fark edilmediğinde veya geç fark edildiğinde kişinin yalnızca akademik başarısını değil psikolojisini de etkiler; bireyde özgüven kaybı, sürekli olarak yetersizlik hissi, kaygı bozuklukları ve okul fobisi olarak ortaya çıkabilir.
Disleksi her zaman tek başına ortaya çıkmayabilir komorbid yani eşlik eden
bazı hastalıklar olabilir; En sık gördüğümüz DEHB’dir disleksi olan bireylerin
%30-%50’sinde DEHB’de görülmektedir. Bunun dışında anksiyete bozuklukları depresyon ve OKB ile birlikte görülmesi de oldukça yaygın bir durumdur.
Buraya kadar disleksinin zorlanma alanlarını konuştuk peki yok mu bu bireylerin güçlü öne çıkan noktaları? Tabii ki var. Biraz da bu güçlü yönlere bakalım:
Disleksi olan bireyler diğer bireylerin fark edemediği küçük detayları ve büyük resmi oldukça kolay fark edebilir yaratıcı düşünme becerileri oldukça gelişmiştir. Farklı düşünce dizeleri yaratıcılıklarını geliştirerek dünyayı diğer insanlardan çok daha farklı ve özgün algılamalarını sağlar, fikir üretirken çevresindekilerin fark edemediği detayları görebilirler. Sezgileri güçlüdür bu sebeple sezgisel problem çözme becerileri de oldukça iyidir, genelde çevrelerine yenilikçi bir bakış açısı sunarlar.
Disleksi bir eksiklik değil, beynin dili farklı işleme biçimidir.
Erken tanı, doğru eğitim ve psikolojik destekle disleksili bireyler akademik ve
mesleki yaşamlarında da oldukça başarılı olabilirler.
Disleksi başarısızlık sebebi değil; doğru anlaşılmadığında başarısızlık gibi görünen bir farklılıktır.
0 Yorumlar