NEDEN SÜREKLİ GEÇMİŞİ DÜŞÜNÜYORUZ?

 


"Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür."

Can Yücel

Bazı insanlar için geçmiş sadece geride kalan anılardan ibaret değildir. Yıllar önce yaşanmış bir konuşma, eski bir ilişki, kaçırılmış bir fırsat, yoğun duyular yaşadığımız anılar ya da verilmiş bir karar zihinde tekrar tekrar canlanabilir. Özellikle gece yalnız kaldığımızda veya hayatın yavaşladığı anlarda beynimiz adeta eski dosyaları yeniden açmaya başlar. Peki neden sürekli geçmişi düşünüyoruz? Geçmişe takılı kalmak normal mi? Yoksa bu durum psikolojik bir problemin işareti olabilir mi?

Aslında insan beyni geçmişi unutmak için değil, ondan anlam çıkarmak için çalışır. Zihin tamamlanamayan düşünceleri ve/veya olayları tamamlama eğilimindedir. Bu nedenle geçmişi düşünmek anormal bir durum değildir. Ancak bazı durumlarda geçmişi unutamamak, kişinin bugünkü yaşam kalitesini etkileyen zihinsel bir döngüye dönüşebilir.

Sürekli geçmişi düşünmek genellikle beynin çözülmemiş duyguları işlemeye çalışmasından kaynaklanır tüm bunları çözümleyerek rafa kaldırmak ister. Aynı zamanda belirsiz gelecek için de hazırlanmak insan zihni için önemlidir. Travmalar, pişmanlıklar, özlem, suçluluk hissi ve ruminasyon (zihinsel geviş getirme) adı verilen düşünce döngüsü kişinin zihnini sürekli geçmişe yönlendirebilir.

Geçmişi Sürekli Düşünmek Normal mi?

Evet, belirli ölçüde oldukça normaldir. İnsan zihni yaşadığı olayları analiz eder gelecekte daha doğru kararlar vermeye çalışır. Bu durum evrimsel olarak bir hayatta kalma mekanizmasının parçasıdır.

Örneğin geçmişte yaşadığımız kötü bir deneyim, beynin benzer tehlikeleri tekrar yaşamamak için sürekli analiz ettiği bir veriye dönüşebilir. Aynı şekilde mutlu anılar da beynin güven ve huzur hissini yeniden üretme çabası nedeniyle sık sık hatırlanabilir.

Sorun, geçmişi düşünmenin kontrolsüz hale gelmesiyle başlar. Eğer kişi:

Sürekli belirli olayları zihninde tekrar ediyorsa, geçmiş yüzünden anda kalmayı unutmuşsa, pişmanlık düşüncelerinin dışına çıkamıyorsa ve işlevselliği yani günlük yaşamı etkileniyorsa bu durum artık masum ve sıradan bir düşünme biçiminden çıkıp psikolojik yorgunluğa dönüşebilir.

Beyin Neden Geçmişe Takılı Kalır?

Beynin geçmişe dönmesinin arkasında birçok psikolojik neden bulunur. Bunların bazıları fark edilmesi zor, hatta bazen bilinçdışı yani bilinç düzeyinden oldukça uzak süreçlerdir.

Çözülmemiş Duygular

İnsan zihni tamamlanmamış duyguları kapatmak ister. Zihin bu kodunda oldukça takıntılı davranır da diyebiliriz. Yarım kalan ilişkiler, söylenemeyen sözler, kapanmamış hesaplar veya ani kayıplar beynin sürekli geri dönmesine neden olabilir. Zihin belirsizlikten hoşlanmaz. Sonuca ulaşmayan olaylar zihinde tıpkı bilgisayarda arka planda çalışan açık sekme gibi kalır.

Pişmanlık ve “Keşke” Düşüncesi

Geçmişi düşünmenin en yaygın nedenlerinden biri pişmanlıktır. İnsan beyni alternatif senaryolar üretmeye eğilimlidir: “O gün farklı davransaydım ne olurdu?”, “Acaba bu kararı vermeseydim hayatım nasıl olurdu?”, “Bunu neden söyledim?”  Bu düşünceler olay daha tazeyken normal olsa da sürekli hale geldiğinde kişinin bugünkü yaşam enerjisini tüketir.

Travmatik Deneyimler

Travmalar beynin normal anı sistemi gibi çalışmaz. Özellikle yoğun stres altında yaşanan olaylar zihinde daha canlı şekilde kayıt altına alınabilir.

Bu yüzden bazı insanlar yıllar geçmesine rağmen belirli anıları hâlâ ilk günkü yoğunlukta hissedebilir. Bu asında beynin kişiyi korumaya çabasıdır; aynı acının tekrar yaşanmasını önlemek ve ileride yaşanabilecek benzer olaylara karşı kişiyi hazırlamak ister. Ancak bu koruma mekanizması bazen kişiyi geçmişte kilitli bırakabilir.

Nostalji ve Özlem

Geçmiş her zaman kötü olduğu için düşünülmez. Bazen insanlar geçmişi, bugünkü hayatlarında eksik hissettikleri duyguları tamamlamak için düşünür. Çocukluk, eski arkadaşlıklar, eski ilişkiler kişide güven ve aidiyet duygusu uyandırabilir. Modern hayatın yoğun temposu arttıkça insanların geçmişe duyduğu özlemin arttığını da çok net bir şekilde görebilmemiz mümkün.

Ruminasyon Nedir?

Psikolojide sürekli aynı düşünceleri tekrar etmeye “ruminasyon” adı verilir. Bu durum genellikle overthinking ile karıştırılır ancak ruminasyon daha döngüsel bir yapıya sahiptir.

Kişi aynı olayı tekrar tekrar analiz eder ama çoğu zaman bir çözüme ulaşamaz. Zihin sürekli aynı sorular etrafında döner: “Neden böyle oldu?” Bu süreç kısa vadede kontrol hissi veriyor gibi görünse de uzun vadede kişinin kaygısını arttırabilir. Araştırmalar yoğun ruminasyon eğiliminin: anksiyete, depresyon, stres, uyku problemleri ile de ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Geçmişe Takılı Kalmanın Psikolojik Etkileri

Geçmişi sürekli düşünmek zamanla kişinin zihinsel enerjisini tüketebilir. Çünkü beyin sürekli aynı duygusal yükü yeniden yaşamaya başlar. Bu durum: Motivasyon kaybı, dikkat dağınıklığı, sosyal geri çekilme ve duygusal tükenmişliğe de sebep olabilir. Bazı insanlar fiziksel olarak bugünde yaşarken zihinsel olarak yıllar öncesinde yaşamaya devam eder. Bu da kişinin yeni deneyimlere açık olmasını oldukça zorlaştırabilir çünkü kişi anda değildir.

Geçmişi Düşünmeyi Tamamen Durdurmak Mümkün mü?

Muhtemelen hayır. İnsan zihni tamamen geçmişsiz çalışmaz. Ama amaç geçmişi tamamen silmek değil, onun bugünkü yaşam üzerindeki etkisini azaltabilmektir. Çünkü sorun geçmişin varlığı değil; geçmişin bugün üzerindeki hakimiyetidir. Sağlıklı olan şey geçmişi yoksaymak değil, onunla daha seviyeli bir ilişki kurabilmektir.

Geçmişe Takılı Kalmaktan Nasıl Çıkılır?

Düşünceleri Bastırmaya Çalışmayın

Bir düşünceyi zorla susturmaya çalışmak genellikle onu daha güçlü hale getirir. Beyin bastırılan konulara daha fazla odaklanır. OBSESİFKOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) NEDİR? BELİRTİLER, NEDENLER VE TEDAVİ yazımızda bundan detaylıca bahsetmiştik.

Yeni Deneyimler Oluşturun

Beyin sürekli aynı anılara dönüyorsa bunun bir nedeni de bugününde yeterince güçlü zihinsel uyaran olmamasıdır. Yeni insanlar, yeni ortamlar, yeni hobiler zihnin odağını değiştirebilir.

Kendinizi Suçlamayı Bırakın

İnsanlar geçmişteki kararlarını bugünkü bilgileriyle yargılama eğilimindedir. Ancak o dönemki şartlar, yaş, deneyim ve duygusal durum farklıydı. Bazen geçmişi bırakmanın ilk adımı kendine karşı öz-şefkatli olabilmektir.

Profesyonel Destek Almaktan Çekinmeyin

Eğer geçmiş düşünceleri günlük yaşamınızı ciddi şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak faydalı olacaktır. Özellikle travmatik deneyimlerde kişinin bunu tek başına çözmeye çalışması süreci daha da uzatıp çıkmaza sokabilir.

 

Geçmişi düşünmek insan olmanın doğal bir parçasıdır. Çünkü insan zihni yaşadıklarından anlam üretmeye çalışan bir sistemdir. Ancak bazı anılar, duygular ve pişmanlıklar zamanla zihinde gereğinden fazla yer kaplayabilir.

Önemli olan geçmişi tamamen unutmak değil, onun bugünkü hayatınızı yönetmesine izin vermemektir. Çünkü insan zihni geçmişte yaşamaya alışsa da hayat yalnızca bugünde devam eder.


Yorum Gönder

0 Yorumlar