Sosyal bir
varlık olan insan, hayatta kalmak ve psikolojik dengede kalabilmek için
ilişkilere ihtiyaç duyar. Ancak bu ihtiyaç, çevresinde ne kadar çok insan
olduğuyla değil; kurulan bağların niteliğiyle ilgilidir. Sosyal bir çevrenin
içinde bulunmak her zaman aidiyet hissiyle de doğru orantılı değildir. İnsan,
çok sayıda tanıdığın içinde yalnız hissedebilirken; az ve derin bağlar
kurduğunda kendini ait hissedebilir. Psikoloji literatüründe yapılan
araştırmalar, bireyin kalabalıklar içinde yalnız hissetmesinin temel sebebinin
duygusal bağ kurma eksikliğiyle ilişkili olduğunu söylemektedir. Kalabalıkta
yalnız hissetmek; kurulan yüzeysel ilişkilerin olduğunu, ancak duygusal
etkileşimin olmadığı bu etkileşimin duygulara temas etmediğini gösterir. Sosyal
bağlılık üzerinde yapılan birçok psikolojik çalışma bulunmaktadır. Bunların
tümü bireydeki yalnızlık hissini ilişkilerinin kalitesiyle
ilişkilendirmektedir. Baumeister ve Leary’nin “aidiyet ihtiyacı” üzerine
geliştirdiği kurama göre, bireyin psikolojik olarak iyi olabilmesi için sadece
insanlarla bir arada olması yetmiyor, anlamlı bağlarda kurabilmesi gerekiyor.
Bu noktada kalabalıklar içinde yalnız hissetmek, sosyal çevrenin olmasına
rağmen bireyin psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmadığına dair önemli bir
işaret olmaktadır. Bu durum, beynin sosyal bağlanma sistemleriyle doğrudan
ilişkilidir ve özellikle anlaşılmama, görülmeme ve kendini ifade edememe
deneyimleriyle tetiklenir.
Kalabalıklar
içerisinde yalnız hissetmek basit bir ruh hali değil; bireyin iç dünyasına dair
bir ışık tutar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, duygusal yalnızlığın, fiziksel
yalnızlıktan çok daha güçlü bir psikolojik stres kaynağı olduğunu, bireyin iç
dünyasında çok daha büyük yıkımlar yarattığını ortaya koymaktadır.
Peki
kalabalıkta yalnız hissetmek ne anlama gelir?
Bu duygu neden ortaya çıkar ve psikolojik olarak neyi işaret eder?
Kalabalık
bir ortamdasın. İnsanlar konuşuyor, gülüyor, hayat devam ediyor. Ama sen tüm bu
seslerin ve kalabalığın içinde yalnız hissediyorsun…
Bu çatışmayı
sadece sen yaşıyorsun gibi geliyor olabilir ancak kalabalıkta yalnız hissetmek
çoğu insanın yaşadığı ancak dile getirmediği bir durumdur. Bu durum özetle;
fiziksel olarak bulunduğun ortama duygusal olarak ait hissedememe durumudur bu
durum bildiğimiz yalnızlıktan çok daha farklıdır çünkü kişinin etrafında
insanlar vardır ama içsel bir kopukluk yaşar.
Kalabalıkta
Yalnız Hissetmenin Psikolojik Nedenleri
Kalabalıkta
yalnız hissetmenin genellikle birden fazla psikolojik nedeni bulunur:
Anlaşılamama
ve Görülmeme Hissi
İnsan
anlaşılmadığını veya görülmediğini düşündüğü yerde yalnızlaşır kalabalık bile
boşluk yaratır.
Kendin
Olamamak
Hepimiz bunu
deneyimlemişizdir. İnsan doğası gereği bulunduğu ortama uygun şekilde hareket
eder ancak bu ortam benliğimizden çok başka davranmamızı gerektiriyorsa…o zaman
kendimizi sürekli kontrol ederken, düşündüğümüzü değil düşündüğümüz istendiğini
konuşurken buluruz. Bu durum da bireyin kalabalıkta yalnız hissetmesine neden
olur.
Duygusal Bağ
Eksikliği
Sohbet etmek
duygusal bağ kurmak demek değildir. Duygusal bir temas veya paylaşım yoksa,
kalabalık sadece bir arka plan görüntüsüne dönüşür. Kişi kendini o ortamın
içinde değil de dışarıdan bir yabancı gibi hissetmeye başlar.
Geçmişte
Yaşanan Reddedilme Deneyimleri
Daha önce
dışlanmış veya görmezden gelinmiş bireyler yeni bir ortama girdiklerinde fark
etmeden kendilerini geri çekerler. Bu da kalabalıkta yalnız hissetme durumunu
tetikleyen bir faktördür.
Aşırı
Düşünme (Overthinking)
Sürekli
kendini, geçmişi ve geleceği düşünmek anda kalmayı zorlaştırır ve çevreyle olan
bağını kopartır.
Kalabalıkta
yalnız hissetmek, insanlardan hoşlanmadığını ya da asosyal olduğunu değil,
kendin olarak orada bulunamadığını işaret eder.
Kalabalıkta
Yalnız Hissetmek Normal mi?
Evet, zaman
zaman kalabalıkta yalnız hissetmek normal olabilir. Herkes hayatının bazı dönemlerinde
bu duyguyu yaşayabilir. Ancak bu durum; sürekli tekrar ediyorsa, sosyal
ortamlardan kaçmanıza sebep oluyorsa, yoğun bir içsel boşluk veya eksiklik
hissi yaratıyorsa duygusal ihtiyaçlarınızın karşılanmadığını gösteriyor
olabilir. Bu durumun çok uzun süre devam etmesi bazen, anksiyete ve depresif
belirtilerle kendini gösterebilir. Tüm bunlar bir tanı değil işarettir.
Bize Ne Anlatır?
Kalabalıkta
yalnız hissetmek çoğu zaman kişinin daha derin bağlar kurması gerektiğine,
olduğu gibi kabul edilme, görülme ve anlaşılma ihtiyacını işaret eder. Bu
ihtiyaçların hiçbiri bir zayıflık değildir tam aksine insani ve psikolojik
ihtiyaçlardır.
Ne
Yapabiliriz?
Çevremizdeki insan sayısını arttırmaktan çok bağ kalitesini arttırmak önemlidir. Çevremizde bulunan herkesle derin bağ kurmak istemek çok gerçekçi bir yaklaşım değildir. Her ortama ait olamazsınız, her insanla derin bağlar kuramazsınız. Kalabalıkta yalnız hissetmemek, doğru insanlarla ve doğru bağlarla mümkündür.
İnsan doğası çok kişiye değil, doğru
kişilere ihtiyaç duyar. Az olsun öz olsun!
0 Yorumlar